14 Ağustos 2008 Perşembe

Tersane işi, tren işine benzemesin!, Tersanede ölenlerin sayısı, Tersanede Gene ölü

Yazarımız Fatih Bayhan, Türk Tersaneciliğine ilişkin çok önemli bir raporu tartışmaya açıyor ve art arda yaşanan tersane kazalarıyla ilgili soru işaretlerine katkı sağlıyor:



Son aylarda gündemimize ölümlerle ve ihmallere dayalı kazalarla sık sık konuk olmaya başladı. Türk Denizciliği’nin yüz akı projelerle gündeme gelmesini beklediğimiz bir bölgenin böylesi olaylara konu olarak kamuoyuna gelmesi sadece ilgili şirketleri değil, denizciliğe umut bağlayan devletimizin de, milletimizin de umutlarının kırılmasına neden olabilir…(Çok mu siyasi ifade oldu!!!)

Elimde Türk Tersaneciliğine ilişkin çok önemli bir rapor var…

Raporun bazı kısımlarını sizinle paylaşacağım. Ama ondan önce Çalışma Bakanlığı’nın bölgedeki güvenli çalışma imkanlarına ilişkin 2006’da başlattığı teftişlerin sonuçlarına bir bakalım…
Aralık 2006-Eylül 2007 arasındaki 10 ayda 8 ölüm, 2 uzuv kaybı ve 376 yaralanma ile sonuçlanan toplam 386 iş kazası meydana gelmiş, bu yıl 43 iş yerinde teftişler yapılmış.
Teftişler sonunda hazırlanan değerlendirme raporuna göre, 50'den fazla işçi çalıştırılan 31 iş yerinden 27'sinde iş güvenliği ile görevli mühendis veya teknik eleman, 30'unda iş yeri hekimi, 27'sinde iş sağlığı ve güvenliği kurulu oluşturulduğu belirlenmiş…

***

Rapor size resmi gelebilir…Ama özeti şu, “Gittik, gördük, hepsi okumuş çocuklar” anlamına geliyor…Yani “buradaki işletmeler oldukça güvenli, hepsinin hekimi var, iş sağlığı ve güvenliği kurullları bile var…”
O zaman ilk soruyu şöyle sormak lazım…

“Madem ortam güvenli bu kazalar neden oluyor?”

Şimdi beni asıl kaygılandıran ve belki de dikkatleri asıl çevirmemiz gereken noktaya bakalım…O da şudur ki,“Tersanelerimiz 2000 yılında 98.000 DWT gemi teslim ederken, 2007 yılında teslim kapasitesi %600 den fazla büyüyerek 650.000 DWT’a çıkmış… Bu olağanüstü büyüme şüphesiz 2002’den başlayarak dünya’da gemi inşa sektöründe yaşanan talep yoğunluğuyla bağlantılıdır…

Ama Türk girişimcisinin azmini de arka plana atmamak lazım…Onların azmi alt sıralardaki sektörümüzü almış tepeye çıkartmıştır…

***

Şimdi geriye yaslanın…

Bu yazdıklarımı komplo teorisi üretmekle beni suçlayacak olanlarda okusun…

Evet, suçlanayım, ama bu ihtimali de birileri yazmış olsun…

Türk Tersaneciliği son yıllarda inanılmaz büyüdü…

Rakamlarla konuşalım…

Genel olarak dünya gemi inşa sipariş defteri son yıllarda %89 büyürken, ülkemiz gemi inşa sipariş defteri aynı dönemde %360 büyümüştür.

Tersanelerimiz; 2002 yılında dünya sıralamasında 23’üncü iken, 2006 yılında 1,8 milyon DWT’luk gemi inşa siparişi ile yükseldiği 8’inciliği, 2008 Mart ayı itibariyle 3,39 milyon DWT’luk siparişle korumaktadır.
2000 yılında 98.000 DWT gemi teslim ederken, 2007 yılında teslim kapasitesi %600 den fazla büyüyerek 650.000 DWT’a çıkmıştır. Son yıllarda yaptığı yaklaşık 700 milyon $ yeni, genişleme ve teknoloji yatırımları ile fiili kapasitemiz artmış.

Ama dahası var…

2002 yılında 37 tersane faaliyet gösterirken, 2006 yılında tersane sayısı 59, 2007 yılında tersane sayı 65’e yükselmiş. Diğer yandan; 60 tane yeni tersanenin proje ve yatırım çalışmaları devam ediyor.
Bu yatırımlar da tamamlandığında toplam tersane sayımız 125’e, toplam kapasitemiz 9 milyon DWT/YIL’ın üzerine çıkacak. Sektör öyle hızla büyümüştür ki şu an Türkiye ADET bazında Dünya genelinde 4’üncü sıradayız.
Bunları dünyada meydana gelen ekonomik büyümeyle, sipariş artmasıyla izah edebilirisiniz, ama yeterli değil…
Türk girişimci sektöre inanılmaz düzeyde ağırlığını koymuştur ve dünya’da sektörün en önemli oyuncusu haline gelmiştir…

Gemi inşada küresel oyuncular olarak adlandırabileceğimiz ülkeler; Güney Kore, Japonya ve Çin’dir. Ancak, yeni oyuncu adayları olarak adlandırabileceğimiz ülkeler olarak Vietnam, Tayvan, Filipinler, Romanya ve Türkiye sayılıyor.
Almanya, Hollanda, Fransa gibi ülkelerin adı yeni yeni geçiyor…

***

Gelelim asıl soruya…

Yoksa, bu kadar tantana sektörde ülkemizin büyümesinden rahatsız olan bazı güçlerin önümüzü kesmek için kurduğu bir dümen mi ?

Bu soru boşuna değil…

2003’e gidiverin…

Her gün tren kazaları oluyor, manşetlerde tren kazaları boy boy yer alıyordu…

Yahu ne oldu da şimdi memlekette tren kazaları olmuyor? O güne kadar vakayı adiyeden sayılan “raydan çıkma, vagon devrilmesi” bir anda büyük boyutlu olaylar olarak karşımıza çıkmıştı…

Sonra bu önü alınmaz olayların arkasından bir sigorta şirketi’nin TCDD ile arasındaki polemik çıkmıştı…

Şimdi diyorum, acaba bu kazaların arkasından da buna benzer bir tezgah çıkmasın?

“Ey Türkler, çok oluyorsunuz?” manasında bir şey yani…

Evet, çok oluyoruz… İnanın, çok oluyoruz…

Ama ne yapalım, çok olmaya devam etmeliyiz, büyümeli ve güçlenmeliyiz…

Hiç yorum yok: